Taşkınbilgist: 10 SORUDA GÖBEKLİ TEPE'Yİ TANIYALIM

17 Ocak 2020 Cuma

10 SORUDA GÖBEKLİ TEPE'Yİ TANIYALIM












Şanlıurfa’da bulunan Göbekli Tepe, tarih öncesi dönemlere ait bilgilerimizi derinden sarstı. Yaklaşık 12 bin yıllık bu tarihsel yapı, dönemin yaşamına ilişkin bildiklerimizi değiştirecek ve yazı öncesi karanlık dönemi birazcık da olsa aydınlatacak öneme sahip. Şimdi, insanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Göbekli Tepe’yi, 10 soruyla daha yakından tanımaya çalışalım.

 10 soruda Göbekli Tepe'yi youtube kanalımda izleyebilirsin. :) 


1. Göbekli Tepe nasıl bir yer? 


Göbekli Tepe, çember şeklinde 10 ile 20 metre arasında değişen dairesel alanlardan oluşuyor. Bu dairesel alanların ortasında, birbirlerine paralel olarak duran iki adet T biçimli büyük dikili taşlar var. Bu taşların uzunlukları, 3 ile 6 metre, ağırlıkları ise 40 ile 50 ton arasında değişiyor. Çember alanı ise taşlarla örülmüş durumda. Bu taşlarla örülü çemberin içinde de, ortadakilere oranla daha küçük olan, 10 ile 12 arası T biçimli taş bulunuyor. Göbekli Tepe’nin, bu şekilde 23 çember alandan oluştuğu belirlendi. Bu 23 alandan, sadece 6’sı gün yüzüne çıkarılmış durumda. Diğerleri henüz toprak altında. 


2. Göbekli Tepe kimler tarafından ve nasıl inşa edildi? 


Göbekli Tepe, avcı toplayıcı topluluklar tarafından inşa edildi. Ancak avcılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını sürdüren bir topluluğun, bu şekilde bir yapı inşa etmesi, bilim çevrelerinin ezberlerini bozdu. Çünkü, yerleşik arkeolojik ve antropolojik bilgiler, o dönemdeki avcı-toplayıcı topluluklar arasında, iş bölümünün düşük düzeyde olduğunu, hiyerarşinin olmadığını ve bunların göçebe eşitlikçi gruplar halinde yaşadıklarını söylüyordu. Bu şekilde bir yaşam süren toplulukların, böylesine geniş bir işbirliği, işgücü ve eşgüdüm gerektiren bir yapı inşa etmeleri oldukça zordu. 


3. Göbekli Tepe’nin işlevi neydi? 


Göbekli Tepe’nin işlevinin ne olduğu üzerine, oldukça fazla teori var. Bunlara kısaca göz atalım. 
Bu teorilerin ilki, buranın bir tapınak olduğu yönündedir. 20 yılını Göbekli Tepe’ye veren, Alman arkeolog Klaus Schmidt, burayı tapınak olarak adlandırmış ve bunun için de arkeologların bir yeri isimlendirmede zorlandıklarında, genellikle bu yakıştırmayı yaptıklarını söylemiştir. Ancak buranın bir tapınak merkezi olma olasılığı düşüktür. Bunun yanında, Çanak çömleksiz Neolitik topluluklarının yaşam biçimleri incelendiğinde, inançları üzerine çıkarımlar yapılabilir. Nitekim, bu dönemin eşitlikçi avcı – toplayıcıları, doğacı – animistik inanca sahiptirler. Daha sonraki dönemlerde yerleşik hayat, bitki ve hayvanların evcilleştirilmesiyle birlikte antropomorfik yani insan biçimli tanrı figürleri ortaya çıktı. Bunu izleyen süreçte ise, şehirleşmenin başlaması, hiyerarşik düzenle birlikte tapınak merkezlerinin inşa edilmesiyle göksel tanrı inançları gelişti. Bu inançlar beraberinde tapınak ekonomisi ve din adamları sınıfı oluşturdu. Bunun için geç kalkolitik dönemin beklenmesi gerekti. Bu süreç dikkate alındığında, MÖ. 10000 lerde yaşamış insanlar için, buranın dini bir merkez olması mümkün diğildir. 


İkinci bir teori ise buranın bir yerleşim yeri olduğu yönündedir. Bu çıkarımda da bazı eksiklikler vardır. Öncelikle, Göbekli Tepe, kurulduğu konum itibariyle kalıcı yerleşme için uygun bir yerde değildir. Dönemin yerleşimlerine bakıldığında, genellikle bu yerleşimlerin, su kaynaklarının kenarlarına ve ovalara kurulduğu görülür. Ancak Göbekli Tepe, verimsiz tepelik bir alanda bulunuyor. Dönemdeki ve sonraki dönemlerdeki topluluklar için yerleşme yönünden bir çekiciliği bulunmuyor. Bunun yanında arkeologlar, yaptıkları kazılarda, Göbekli tepe’de yerleşimin kanıtı sayılabilecek konut ve ocak kalıntıları, çöp yığını ve çağdaşı olan yerleşim yerlerindeki objelere burada rastlamadılar. 


Diğer olasılıkların ortak noktası ise, buranın çevrede yaşayan topluluklar için bir buluşma noktası olduğu yönündedir. Burada yapılan buluşmaların ne olduğu konusunda da farklı düşünceler var. Bunlardan birisi, buranın bir takas merkezi olabileceği şeklinde. Yaklaşık 200 km çevrede yaşayan topluluklar, yılın belli dönemlerinde buraya gelerek ürünlerin takasını yapıyorlardı. Bir diğer buluşma noktası teorisi ise, buranın evlilikler için bir buluşma noktası olduğu yönünde. Buraya gelen topluluklar arasında, eş seçimleri yapılıyordu. Diğer bir buluşma noktası teorisi de, buranın bir şölen merkezi ya da erkeklerin buluştuğu bir av merkezi olmasıdır. Buna göre, av için toplulukların erkekleri burada toplanıyor, av aletlerini alarak buradan ava çıkıyorlardı. 


4. Göbekli Tepe’deki betimlemeler ne anlama geliyor? 


Çember alanların ortasında ve çemberdeki T biçimli taşların üzerinde hayvan betimlemeleri ve çeşitli semboller dikkat çekiyor. Bu steller üzerinde çöl varanı, sürüngen kabartmaları, ağzı açık ve dişleri korkunç bir şekilde betimlenen kurt kafaları, yaban domuzları, turna, leylek, tilki, yılan, akrep, yabani koyun, aslan, örümcek, kuş türleri ve kafası olmayan insan kabartması gibi tasvirler yer alıyor. Betimlemelerde yer alan hayvanların hiçbiri, hayali ya da mitolojik değil. Bu hayvanların tamamı o dönemde, bölgede bulunan hayvanlar. Yani bu insanların yaşamı, betimledikleri hayvanlarla iç içeydi. 


Boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, turna ve yaban ördekleri en sık görülen hayvan tasvirleri olarak karşımıza çıkıyor. A yapısında en fazla görülen yılan, B yapısında en fazla görülen tilki ve C yapısında en fazla görülen yaban domuzu kabartmalarıdır. Özellikle kazı alanında bulunan binlerce hayvan kemiği, burada çalışan işçilerin yiyeceklerinin av hayvanları olduğunu gösteriyor. Dikkat çeken bir başka nokta da betimlenen hayvanların çoğunluğunun vahşi hayvanlar olması. 


Göbekli Tepe çemberlerinin ortasında bulunan, 2 adet T biçimli taşların insanı temsil ettiği belirtiliyor. T biçimini oluşturan üst kısım, baş kısmıdır. Burada ağız ve burun gibi yüz ayrıntıları betimlenmemiş. Ancak alt kısımda gövdeden uzanan kollar, gövdenin ön kısmında birleşen eller, ortada kemer motifi ve önde kemerden sarkan post betimlemesi, bunların insanı temsil ettiğini kanıtlıyor. Yani dairenin içinde iki adet insan bulunuyor. Çemberin etrafındaki T biçimli taşlar ise onları izleyen diğer insan topluluğunu temsil ediyor. Peki ortada bulunan bu insanlar, neyi temsil ediyor. Bununla ilgili net bir bilgi yok. Yerleşme teorilerinden eş seçimi için olabilir. O zaman ortada bulunan 2 adet T biçimindeki dikilitaşlar, kadın ve erkeği temsil ediyor olabilir. Diğerleri de bu töreni izleyen insanları temsil ediyor. Tabi bu bir teori.. Hakikatin ne olduğu henüz bilinmiyor… 


Göbekli Tepe’deki bu anıtsal etkileyici buluntular, gelişmiş bir taş işçiliğini gösteriyor. Bu devasa taşlar üzerine kabartma tekniğiyle işlenen canlı motiflerinin çeşitliliği ve zenginliği, orada yaşayan toplulukların ulaştıkları düşünsel düzeyi gösteriyor. Betimlemelerdeki düzen ve ölçü, bunların rastlantısal olmadığını belli bir sistem içinde yapıldığını kanıtlıyor. 

5. Göbekli Tepe, neden bu kadar önemli? 


Göbekli Tepe, tarih öncesi döneme ilişkin bilgilerimizde önemli değişikliklere neden oldu. Burası Çanak – Çömleksiz Neolitik yerleşmeler arasında bölgesinde, bozulmadan günümüze kalabilmiş yerler arasında, en korunmuş durumda olanı. Dönemin düşünsel dünyasını, toplum yapısını, inanç sistemini, bitki ve hayvan varlığını kanıtlayan çok önemli buluntular barındırıyor. 


O dönemde yaşayan avcı – toplayıcı toplulukların, böylesine büyük anıtlar yapabilecek düzeyde işgücünü bir araya getirebildiğini, işbirliği ve eşgüdüm halinde çalışabildiklerini kanıtladı. Bununla beraber, bu toplulukların böylesi büyük boyutta tek parça kireç taşlarını oyabildikleri ve üzerlerine hayvan betimlemeleri yapabilecek bir sanatsal düzeye ulaştıklarını da gösteriyor. Yani bu dönemdeki atalarımız sadece mağara duvarlarına resimler yapmanın ötesinde taşlar üzerine kabartmalarla insan ve hayvan heykelleri de yapabiliyorlardı. 


Bir diğer önemli varsayımsal çıkarım ise buranın, insanlığı Neolitik devrime götürmüş olabileceğidir. Burada çalışan kalabalık işçi sınıfı için, yiyecek ihtiyacının karşılanması gerekiyordu. Avcı toplayıcı topluluklar, bu denli büyük bir işbirliği için yeni bir yaşam biçimine ihtiyaç duymuş olabilir. Bu nedenle hayvanların ve bitkilerin evcilleştirilmesine, dolaysıyla Neolitik devrime giden fitilin ateşlendiği yer burası olabilir. Burada bulanan hayvan kemikleri ve bitki kalıntıları, henüz hayvanların ve bitkilerin evcilleştirilmediğini gösteriyor. Yani hepsi yabaniydi. Fakat burada bir araya gelen topluluklar, yüksek işbirliği sayesinde yerleşik hayata geçmiş olabilir. Bunun önemli bir kanıtı da, burayla çağdaş olan yerleşimlerde Göbekli Tepe benzeri dairesel alanların bulunması. Yani insanlar yerleşik alana geçmiş ve Göbekli Tepe’de yaptıkları ritüel ya da buluşmaları kendi yerleşmelerinde yapmaya başlamış olabilir. 


6. Göbekli Tepe’de alkol kapları mı bulundu? 


Göbekli Tepe kazılarındaki buluntulardan biri, oldukça dikkat çekti. Kazılarda en büyüğü 160 litrelik olan kireç taşına oyulma altı adet bira varili bulundu. Bu bulgu burada yaşayan insanların, çevrede doğal koşullarda yetişen tahılları kullanarak bira yapmayı bildiklerini ve burada yaptıkları törenlerde bira içtiklerini gösteriyor. Böylesi büyük bir anıtsal çalışmada bir araya gelen insanlar, bira içiyorlardı. Hem çok sayıda hayvan kemiğinin bulunması hem de bira varillerinde bira üretilmesi, burada belli aralıklarla kutlamalar yapıldığı şeklinde de yorumlanabilir. 


7. Göbekli Tepe, ataerkil bir alan mı? 


Göbekli Tepe’de bugüne kadar yapılan kazılarda, kadınlara ait tek buluntu, bir taş üzerine sonradan eklenmiş bir kadın çizimidir. Bu çizimdeki kadın doğum yapıyor şekildedir. Ancak bu sahne, kendi içinde bir gariplik barındırır. Normal doğumda önce çocuğun başı gelirken, buradaki sahnede önce ayakları gelmektedir. Bununla ne anlatılmak istendiği çözülebilmiş diğil. 


Bunun dışında Göbekli Tepe’de, dönemin yerleşmelerinde bulunan kadın kil heykellere veya diğer buluntulara rastlanmadı. Bu durum ise buranın erkeklere özel bir yer olabileceği şeklinde yorumlanıyor. 


8. Göbekli Tepe, ne kadar süre kullanıldı? 


Göbekli Tepe’de şu ana kadar yapılan çalışmalar, buranın MÖ. yaklaşık 9500 ile 8000 arasında kullanıldığını gösteriyor. Terkedildikten sonra da tekrar kullanılmamış. 


9. Göbekli Tepe nasıl günümüze kadar kaldı? 


Göbeklitepe’nin binlerce yıl boyunca bozulmadan günümüze gelmesini sağlayan iki önemli etken var. Birincisi, burası terk edildikten sonra üzerine yeni bir yerleşim kurulmamış. Eğer böyle bir şey olsaydı, taşlar yeni yapılar için kullanılırdı ve Göbekli Tepe olmazdı. İkinci ve asıl önemi etken ise Göbekli Tepe’nin bizzat yapıcıları tarafından terk edilirken bilinçli bir şekilde gömülmesidir. Bu, o dönemde yaygın olan bir durumdu. Göbekli Tepe ile çağdaş sayılabilecek Çayönü ve Nevali Çori’de de benzer şekilde önemli yapılar bilinçli bir şekilde gömüşmüş. Bu, Çanak Çömleksiz Neolitik dönemde yaygın olarak yapılırdı. Böylece, Göbekli Tepe yapıları, günümüze kadar kalabilmiştir. 


10. Göbekli Tepe’nin geleceği nasıl olacak? 


1994 yılında başlayan kazılar günümüzde de devam ediyor. Yapılan son açıklamalara göre, çok sayıda anıtsal alan ve 200’den başka dikilitaşın höyük altında bulunuyor. Kazı alanının büyüklüğü göz önüne alındığında buradaki kazıların en az 150 yıl daha sürebileceği belirtiliyor. Kazı çalışmaları devam ettikçe yeni yapılarla karşılaşılacağı tahmin ediliyor. 


Göbekli Tepe, 2011 yılında UNESCO Geçici Dünya Mirası Listesine girdi. Göbeklitepe'nin kalıcı liste olan UNESCO Dünya Miras Listesine alınmasına 4 Temmuz 2018'de karar verildi. Böylece Göbekli Tepe, dünyaca öneme sahip bir konuma geldi. 


Göbekli Tepe, avcılık ve toplayıcılıkla hayatta kalmaya çalışan ve ilkel olarak nitelendirdiğimiz bu insanların, kireçtaşları üzerine kabartmalar ve heykeller yapmış olmaları, sanatta ne derece ileri gittiklerini gösteriyor. Ayrıca burada kullanılan hayvan figürlerinin ve sembollerin binlerce yıl sonraki Sümer, Mısır ve Hitit gibi uygarlıklar tarafından da kullanılmış olması akıllara uygarlıkların çıkış noktasının burası olduğu fikrini getiriyor. Sonuç olarak bu insanlar, insanlığa farkındalıklarını gösteren figürler, semboller ve işaretler bıraktılar. Bu sembollerin ve işaretlerin doğru yorumlanması, kökenlerimize dair bilgilerimizi saha sağlıklı hale getirecektir. 


1 yorum:

  1. Çok güzel anlatmışsınız, tanıtım videosu çok güzel. Bilmediğim bir çok detayı öğrendim, teşekkür ederim.

    YanıtlaSil