Taşkınbilgist: Stendhal Sendromu: Sanatın İnsanı Kendinden Geçiren Gücü

28 Mart 2018 Çarşamba

Stendhal Sendromu: Sanatın İnsanı Kendinden Geçiren Gücü


Bir sanat eserinin karşısında baş dönmesi, kalp atışlarınızda hızlanma, kendinizde geçme gibi durumlarla hiç karşılaştınız mı? Eğer cevabınız "evet" ise Stendhal Sendromu'na yakalanmışsınız demektir. 


"Peki, bu sendrom nedir, nasıl ortaya çıkar, insanları nasıl etkiler?" diyorsanız incelemeye başlayalım. 


Nasıl Ortaya Çıktı? 


1989'da İtalyan bir psikiyatrist Graziella Magherini araştırmaları sırasında Fransız bir yazar olan Marie Henri Beyle'in 1817 tarihindeki Floransa gezisi sırasında yazdığı günlükleri okur. 



Marie Henri Beyle - ki mahlası Stendhal'dir- Floransa'da Santa Croce Bazilikası'nı gezerken Giotto'nun freskleriyle süslenmiş bazilika önünde dikilip kalır ve günlüğüne "Orada, kapının sağında Michelangelo'nun mezarı, ötesinde Alfiere'nin mezarı. Bu büyük İtalyanı tanıyorum. Sonra Machiavelli'nin mezarı, önünde Michelangelo, gerisinde Galileo. Ne büyük adamlar! Ne muhteşem bir koleksiyon! Duygularım öyle içten ki neredeyse dindarlığa ulaşacağım. Bu kilisenin melankolik dindarlığı ve hala bitmemiş basit ahşap tonozlu kemerleri. Bunların hepsi ruhumda canlı bir şekilde konuşuyor. ....Floransa’da olmaktan, o muhteşem insanların mezarında dolaşmaktan dolayı kendimden geçmiştim. Bu yüce güzelliğin düşüncesi beni avuçları içine almıştı. Bir an ilahi hislere gömüldüm. O an her şey ruhuma sahicilikle hitap etmeye başladı. Ah, keşke unutabilsem. Kalbim hızla atmaya başlamıştı. Hayat gözlerimin önünden çekilmişti, yürürken yere yuvarlanıp gitmekten korktum." şeklinde duygularını yazar. 


Magherini, bu notları okuduktan sonra son 10 yılda Floransa'daki Santa Maria Nuova Hastanesi'ne yatırılan 106 turistin de benzer duygu durumlarına sahip olduğunu fark eder. Stendhal'in günlüklerinden dolayı bu duruma "Standhal Sendromu" adını verir. 




Stendhal sendromu başka isimlerle de anılır. Floransa'da meydana geldiği için "Floransa Sendromu" ve kişinin sanat eserlerinin aşırı ihtişamı ve güzelliği karşısında kendinden geçme halini yansıttığı için de "Sanat Zehirlenmesi" ve "Hiperkültüremi" şeklinde de isimlendirilir. 


Nasıl ortaya çıkıyor? 


Sanat eserinin aşırı güzelliği, görkemi ve yüceliği karşısında adeta huşuya gelme halini yansıtan bu sendrom kendini baş dönmesi, kalp atışlarında hızlanma, baygınlık veya halüsinasyon şeklinde kendini gösteriyor. Yani psikolojik nedenlerle ortaya çıkan ve bedensel hastalıklarla kendini gösteren psikosomatik bir rahatsızlık.  



Bu durumu merak eden araştırmacılar, Medici Sarayı'nı ziyaret eden ziyaretçiler üzerinde bir araştırma yaparlar. Fresklerle süslenmiş şapeli gezen ziyaretçilerin kalp atış ve nefes alış hızlarını, tansiyonlarını, göz ve kas hareketlerini incelemeye alırlar. Hem kameralarla takip yapılır hem de duygularını yazmaları istenir. Çalışmada ziyaretçilerden bazılarında eserleri incelerken yüz kaslarında gevşeme, göz bebeklerinde küçülme, kalp atış ve nefes alış hızlarında değişmeler gözlenir. Ziyaretçilerin bazıları duygularını "yoğun duygulanma ve hoş bir yorgunluk yaşadım" şeklinde belirtir. 



Tıp literatürüne girmiş olan bu sendrom bazılarına abartı olarak gelebilir. Ancak durum bu kadar basit değil. Çoğu insan farklı şekillerde de olsa bu sendromun farklı versiyonlarını yaşıyor. Okuduğunuz bir kitaptan aşırı etkilenme, dinlediğiniz bir müziğin etkisinden uzun süre çıkamama veya dini bir yerin sizin tüm manevi duygularınızı harekete geçirmesi hali gibi örnekler çoğaltılabilir. Bu durum sizin bir duruma ya da sanat eserine yüklediğiniz anlamla ilgilidir. Eğer siz sanat eserlerinden anlayan, onlardaki estetiği gören biriyseniz bu durumdan etkilenirsiniz. Ancak hayatınız boyunca sanat eserlerine sadece bir tablo, bir heykel ya da bir mimari yapı olarak baktıysanız ve en fazla önünde durup fotoğraf çektirip bir kere olsun ondaki güzelliği fark etmek için bakmadıysanız elbette ki sizin için Stendhal sendromu bir abartı veya bir saçmalık olarak kalacaktır. 


Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi "Sanatsız kalmış bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir." Bu yüzden sanatla kalınız ki ruhunuz ve algınız güzelleşsin...


(Takip edebilir ve paylaşabilirsiniz.)

Kaynak:
Amancio, E. J. (2005). Dostoevsky and Stendhal's Syndrome. Arq Neuropsiquiatr, 63(4), 1099 - 1103.

Guerreo, A. L., B.Rossello, A., Ezpeleta, D. (2010). Stendhal Syndrome: origin, characteristics and presentation in a group of neurologist. Neurologia, 25(6), 349 - 356.

1 yorum:

  1. Herhalde şu ana kadar duyduğum en güzel sendromlardan biri bu olmalı. Sanata olan hayranlık ve verdiğimiz önem ne denli artarsa o kadar çağdaş insanlar oluruz.
    Bir esere boş gözlerle ve sadece bir tablo, heykel ve ya mimari esermiş gibi değilde gerçek güzelliğini, neyi ifade ettiğini bilmemiz dileğiyle...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil